Dolar : Alış : 3.9525 / Satış : 3.9596
Euro : Alış : 4.6378 / Satış : 4.6461
HAVA DURUMU
hava durumu

istanbul15°CYağışlı

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 16 Kategoride 5200 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

Recep Konuk: Gıda ve tekstil sektörlerinde dünya markaları çıkarabiliriz.

18 Kasım 2015 - 975 kez okunmuş
Ana Sayfa » GTHB Personel»Recep Konuk: Gıda ve tekstil sektörlerinde dünya markaları çıkarabiliriz.
Recep Konuk: Gıda ve tekstil sektörlerinde dünya markaları çıkarabiliriz.

Tarım Bakanlığı için kulislerde ismi gecen Recep Konuk, Gıda ve tekstil sektörlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Türkiye’nin küresel çapta bir marka oluşturma potansiyeli olduğunu söyleyen Pankobirlik Başkanı Recep Konuk, bunun için organize hareket edilmesi gerektiğini söyledi. Konuk “Gıda ve tekstil bunun için uygun iki sektör” dedi.

 

Pankobirlik Genel Başkanı ve AK Parti Milletvekili Recep Konuk, Türkiye’de küresel marka yaratma konusunda ciddi gayet sarfedilmesi gerektiğini söyledi. tratejik olarak belirli sektörlere odaklanılması konusuna değinen Konuk, Star gazetesinde yer alan açıklamalarında, “Bu alanlar hangileri olabilir? Bunu tartışabiliriz ve tartışmalıyız. Mesela, gıda ve tekstil bu hedefi gerçekleştirmek için uygun iki sektör olarak öne çıkıyor.

 

Birinde müthiş bir üretim altyapısına sahibiz, diğerinde hem büyük bir üretim tecrübemiz hem de işletme ölçeklerindeki problemlerimize, markalaşmadaki eksiklerimize rağmen çok sayıda üretim tesisine sahibiz. Bu iki sektörde eksiklerimizi açık yüreklilikle tespit edip kendi durumumuza uygun çözümler üretirsek bu iki sektörden de küresel markalar çıkarmamız mümkündür” dedi.

 

 

BÜYÜK BALIK OLMAK

 

Küresel marka çıkarmadaki bir başka problemin ise işletme ölçekleri ve işletmelerin üretim hacimleri olabileceğini de belirtenKonuk Star gazetesinde şunları söyledi: “Mesela Gaziantep’in Denizli’nin tekstildeki toplam üretim hacmi birçok küresel markanın üretimini katlayacak hacimdedir. Veya Karaman’ın atıştırmalık üretim kapasitesi bugün gıpta ile baktığımız birçok markanın üretim kapasitesinden yüksektir.

 

Ya da Konya’nın unlu mamuller üretim kapasitesi dev markaları katlayacak seviyededir. Sayımız belki çok ancak açık denizlere açıldığımız da hepimiz veya hepsi bu açık denizlerde küçük balık olarak kalmak zorunda kalıyoruz. Yani açık denizlerde büyük balığa kolay lokma olmamak için küçük balıkların bir araya geldiği iş modellerini geliştirmeye başladılar. Tek tek açılamadıkları büyük denizlere bir olarak açılmaya başladılar. Tek tek rekabet edemedikleri küresel markalarla gruplaşarak rekabet etmeye başladılar.

 

Gelecekte iş yapmak için ‘proje geliştirmek, akıl terletmek ve o projeyi disiplinli bir şekilde yürütmenin önemli olduğunu ifade eden Konuk “Mucize dokunuşlar yok. Talih kuşu durduk yere kimsenin başına da konmayacak. Sabırlı bir süreç kurgulamalıyız. Küresel markalar mı çıkaracağız? Üretim bandında çalışacak nitelikli iş gücünden, AR-GE’ye, tasarımdan, pazarlamaya kadar yan sektörler dâhil nitelikli bir gurubu hiçbir alanı ihmal etmeden hazırlamalıyız.

 

Yoksa 5-10 sene sonra da yine bu salonlar da aynı şeyleri başka başka isimler konuşmaya devam eder. Salonlarda markalaşmanın önemi konuşulurken, bizim ülkemizin gençleri, çocukları da tıpkı bugünkü gibi bu süreçleri aşmış başka ülkelerin markalarına servet akıtmaya, ödedikleri marka farkıyla gelişmiş ülkelerin refahını finanse etmeye devam eder” dedi.

 

 

GELECEĞİ TASARLA

 

Konya Şeker’in kuruluş hikayesinden bugüne kadarki süreci anlatan Konuk, bu başarının kolay kazanılmadığını da belirtti. Konuk şunları söyledi: “Bizim hikâyemiz 1952’de yazılmaya başlandı. Konya eşrafı ve Konya Ovasında pancar ziraati yapmak isteyen çiftçiler bir araya geldi ve 10 bin lira sermaye ile Konya Şeker Sanayi Ticaret A.Ş.’yi kurdular. Kamu şemsiyesi altından çıktıktan sonra Konya Şeker ilk önce kendi ayakları üzerinde durmayı başarmış, 1999 yılında benim de içinde bulunduğum yönetime sorumluluk tevdi edildikten sonra da yeni bir strateji benimseyerek durumu muhafazadan ibaret olan yaklaşımını değiştirmiştir. 2000’lerin dünyasında 1950’lerin çözümüyle ayakta kalmak ya da büyüyen ekonomi pastasından pay almak mümkün değildi. Eğer biz Konya Şeker’de yeni bir strateji geliştirip yeni bir yatırım hamlesi başlatmasaydık, üretici ortaklarımız ekonomik olarak ortaçağda kalmaya devam ederdi.

 

 

TORKU MARKALAŞMADA ÖNEMLİ BİR ADIM

 

2006 yılında Torku markasını yarattıklarını ve bunun Konya Şeker tarihinde bir kilomtere taşı niteliği taşıdığına değinen Konuk “Torku markasını Konya Şeker ilk olarak 2006 yılında bayramlık çikolata ve şekerlemelerde kullanmıştır. Yani Torku daha 9 yaşında belki de Türkiye’nin en genç markasıdır. Ancak aynı zamanda gıda sektöründe 61 yıllık bir birikime de sahiptir.

 

Yani hem genç bir markayız hem de olgunluk çağında bir işletmeyiz. 2006, 2007 ve 2008’de sadece bayramlarda ve bayramlık çikolata ve şekerleme ile Torku markası ile sahne aldığımız pazarda bugün çikolatadan, gofrete, bisküviden keke, küp şekerden Mevlana şekerine, lokumdan helvaya, sucuktan salama, yoğurttan peynire, günlük sütten tereyağına, ayçiçek yağından dondurulmuş parmak patatese kadar yaklaşık 1000 kalemin üzerinde ürün üretiyoruz.”

 

 

YAKIN COĞRAFYAMIZ BÜYÜK FIRSAT

 

Türkiye’nin yakın coğrafyasında ciddi bir tüketim pazarı olduğunu da söyleyen Konuk, bunun ciddi bir fırsat yarattığını ifade etti. Konuk şunları söyledi: “Mesela, Türkiye’nin yakın coğrafyası tüketen pazarlardan oluşuyor. Gıda sektörü açısından bakarsak üstelik bu yakınlık sadece mesafe ile de sınırlı değil. Ülkemiz için lojistik avantajlar barındıran ve tüketim ekonomisi yönleri üretimlerine göre ağır basan bu pazarlarda kimseye nasip olmayacak, yeme içme kültüründe benzerlikler, kültürel hısımlıklar sebebiyle oluşan karşılıklı itimat, ortak damak tadı, manevi değerlerde ortaklık sebebiyle gıda sektöründe ortak hassasiyetlere sahip olmamız gibi başka avantajlara da sahibiz. Bugüne kadar bu avantajlarımızı ne kadar değerlendirdik tartışılabilir. Önümüzde, bir fırsat daha var.

 

Orta vadede GAP bölgesinde sulama şebekelerini tamamlamayı planlıyoruz. Bu o bölgede tarımsal üretimin katlanarak artması demek. Tarımsal üretimdeki artışı anlamlı hale getirmek için tarladaki o üretimi mamul ürün haline getirecek üst yapıyı da organize etmek zorundayız. Bu yeterli mi? Yetmez, yetmiyor. O üretimi marka ile daha değerli hale getirmemiz gerekiyor. Ürünü kasalara, çuvallara, doldurup satmanın ticari getirisi ile mamul ürün haline getirip satmak arasındaki farkın kıyasının bile yapılamayacağını biz çoktan öğrendik, öğrenmiş olmalıyız. Üzüm buna örnektir. İncir buna örnektir. Fındık çok daha çarpıcı örnektir.”

kaynak: ulusal tarım

Yılmaz Şenol

Yazar Hakkında Yılmaz Şenol

Facebook Hesabınızla Yorum Yapabilirsiniz

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz

İlgili Terimler :
TemaFabrika